KULAK BURUN BOĞAZ DOKTORU
Tükürük bezlerinde gelişen tümörler iyi ya da kötü huylu olabilir ve genellikle ağrısız bir şişlik şeklinde ortaya çıkar. En sık kulak önünde ve çene altında görülür. Tanı sürecinde ultrason, MR ve ince iğne biyopsisi önemli yer tutar. Tedavide cerrahi temel yaklaşımdır ve yüz siniri gibi hassas yapıların korunması büyük önem taşır.
Gırtlak kanseri en sık ses kısıklığı ile kendini gösterir. Uzun süreli sigara ve alkol kullanımı en önemli risk faktörleridir. Erken evrede yakalandığında tedavi başarısı oldukça yüksektir ve ses fonksiyonu korunabilir. Tanıda endoskopik muayene ve biyopsi gereklidir. Tedavi; hastalığın evresine göre cerrahi, radyoterapi veya kombine yöntemlerle planlanır.
Ses tellerinde oluşan kist ve polipler genellikle sesin yanlış veya aşırı kullanımına bağlıdır. Uzun süreli ses kısıklığı, çabuk yorulan ses ve boğazda takılma hissi ile ortaya çıkar. Ses terapisi bazı hastalarda yeterli olurken, kalıcı lezyonlarda mikrocerrahi gerekebilir. Tedavi sonrası ses hijyeni büyük önem taşır.
Ses tonu; yaş, cinsiyet, hormonal durum ve anatomik özelliklere bağlıdır. Bazı bireylerde sesin istenenden kalın ya da ince olması sosyal ve psikolojik sorunlara yol açabilir. Günümüzde ses terapisi, enjeksiyonlar ve cerrahi tekniklerle ses tonunu değiştirmek mümkündür. En uygun yöntem, ayrıntılı ses analizi sonrası belirlenir
Tiroid bezine ait nodüller, guatr ve tiroid kanseri durumlarında cerrahi tedavi gerekebilir. Tiroid ameliyatları, ses tellerini kontrol eden sinirler ve paratiroid bezler nedeniyle hassas girişimlerdir. Deneyimli merkezlerde yapılan cerrahilerde komplikasyon riski oldukça düşüktür. Ameliyat sonrası ses değişikliği ve kalsiyum dengesi yakından takip edilir.
Doğumsal boyun kistleri genellikle çocukluk çağında fark edilir ancak erişkin yaşta da ortaya çıkabilir. En sık tiroglossal kanal kisti ve brankial kistler görülür. Boyunda ağrısız, yumuşak şişlik şeklindedirler ve enfekte olduklarında belirgin hale gelirler. Kesin tedavi cerrahidir ve erken müdahale nüks riskini azaltır.
Sık tekrarlayan bademcik enfeksiyonları, özellikle çocukluk çağında yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilen bir sağlık sorunudur. Yılda birkaç kez ateşli boğaz enfeksiyonu geçirilmesi, yutma güçlüğü, ağız kokusu ve boyun lenf bezlerinde şişlik ile kendini gösterebilir. Uygun antibiyotik tedavisine rağmen enfeksiyonların sıklaşması durumunda bademciklerin koruyucu işlevi azalır ve cerrahi seçenekler gündeme gelebilir. Her hastada tedavi yaklaşımı bireysel olarak değerlendirilmelidir.
Horlama basit bir ses problemi gibi algılansa da, altta yatan ciddi solunum bozukluklarının habercisi olabilir. Uyku apnesi, uykuda solunumun durmasıyla seyreden ve kalp-damar hastalıklarından gündüz aşırı uyku haline kadar birçok soruna yol açabilen önemli bir hastalıktır. Burun, yumuşak damak, dil kökü ve çene yapısı bu tabloda belirleyici rol oynar. Detaylı muayene ve gerekli tetkiklerle kişiye özel tedavi planı oluşturulur.
Ağız içinde fark edilen şişlikler, kistler veya kitleler çoğu zaman iyi huylu olsa da mutlaka değerlendirilmelidir. Tükürük bezlerinden, diş kökenli yapılardan veya mukozadan kaynaklanabilirler. Ağrısız, yavaş büyüyen lezyonlar sıklıkla geç fark edilir. Erken tanı, hem basit tedavi imkânı sağlar hem de olası ciddi hastalıkların önüne geçer.